İstanbul’da 200 TL Altına “Krallar Gibi” Bir Gün: İmkansız mı? Asla
“İstanbul artık çok pahalı, adım atsak para!” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, bazen bir kahve bile cüzdanımızda küçük bir hüzne sebep
“İstanbul artık çok pahalı, adım atsak para!” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, bazen bir kahve bile cüzdanımızda küçük bir hüzne sebep
Seyyah-ı Alem, dünyayı dize getirdi, kıtaları aştı ve sonunda “başlangıç noktasına”, İstanbul’un o kadim ama bugün bambaşka bir çehreye bürünen
Silikon Vadisi’nin çiplerinden ve yapay zekasından yorulan Çelebi’yi, dünyanın en kuzeyine, buzun ve ateşin evlendiği o ıssız adaya, İzlanda’ya uçurduk.
Japonya’nın disiplinli sokaklarından ayrılıp, okyanusun ötesine, güneşli Kaliforniya’ya ulaştık. Evliya Çelebi, atı Küheylan’ı bir kenara bırakıp otonom bir araca bindiğinde,
Londra’nın kasvetli ve rutubetli dehlizlerinden sağ salim çıkan Çelebi’yi bu hafta, güneşin ilk doğduğu yere, Tokyo’ya uçurduk. Shinjuku İstasyonu’nun kalabalığına
Geçen yazımızda Kapalıçarşı’nın kalabalığında “imitasyon” çantalar arasında kaybolan Çelebi’yi bu hafta yanımıza alıp sisli başkent Londra’ya uçurduk. Atı Küheylan’ı ahırda
“Şefaat ya Resulullah!” diyecekken dili sürçüp kendini yollara vuran, elli yılı aşkın süre boyunca at sırtında dünyayı arşınlayan o koca
Bugün rotamızı öyle bir yere çeviriyoruz ki; orada korna sesleri değil, komşuların birbirine seslenişi duyulur. Renkli evlerin pencerelerinden sarkan sardunyalara
Pınar Yoylu/ İstanbul’u gezmek bazen aşk yaşamak gibidir; tutkuludur, heyecan vericidir ama kabul edelim bazen de biraz masraflıdır. Hele ki
Bugün rotamızda İstanbul’un en “instagrammable” ama bir o kadar da derin semtleri var. Balat ve Fener… Daracık yokuşlar, kapı önünde