Seyyah-ı Alem, dünyayı dize getirdi, kıtaları aştı ve sonunda “başlangıç noktasına”, İstanbul’un o kadim ama bugün bambaşka bir çehreye bürünen sokaklarına döndü. Ama bu sefer elinde mızrak değil, bir sergi broşürü var.
Perde: “Bu Ne Biçim Hünerdir?” (İstanbul Bienali)
Evliya, Galataport’un modern binaları arasında dolaşırken bir çağdaş sanat sergisine dalar. Ortada asılı duran devasa bir metal yığınına ve duvardaki tek bir kırmızı noktaya bakar:
“Sultanım, gördüm ki İstanbul’un ahali-i sanatı pek garipleşmiş. Bir odaya girdim, tavandan eski pabuçlar sarkıtmışlar, adına ‘Enstalasyon’ (yerleştirme) derler. Dedim ki ‘Bu neyin nesidir?’, dediler ki ‘Bu sanatçının iç sesidir.’ Ben ki koca bir ömür iç sesimi dinleyip yollara düştüm, ama böylesini ne Tebriz’de gördüm ne Viyana’da! Lakin hakkını yemeyeyim, ruhu bir hoş ediyor, insanı ‘Acaba ben de mi bir sanat eseriyim?’ diye düşündürüyor.”
Perde: “Seyahat ya Resulullah” (Ay Yolculuğu)
İstanbul’un sanatından başı dönen Çelebi’ye bir sürpriz yapıyoruz ve onu Elon Musk’ın Starship roketine, bir “Uzay Turisti” olarak bindiriyoruz. Roket ateşlenirken Çelebi’nin nidası uzay boşluğunda çınlar:
Evliya’nın Notu: “Binlerce yıllık insanlık tarihinde kimseye nasip olmayan bir sefer başladı. Altımızda koca bir ateş dağı patladı, sanırsın bir ejderha bizi ağzında göğe fırlattı! Bulutları geçtik, gökyüzünün o meşhur mavisini geride bıraktık. Bir de baktım ki, dünya dedikleri o koca mülk, uzay denilen siyah kadifenin üstünde masmavi bir bilye gibi durur. Ne hudut var, ne kale duvarı… Sadece bir huzur deryası!”
Ay Yüzeyinde İlk Adımlar
“Ay’ın toprağına ayak bastım, lakin ne bir ağaç var ne de bir pınar. Toprağı ise ince bir un gibidir. Gökyüzünde güneş her daim parlar ama hava zifiri karanlıktır. Burada yer çekimi pek zayıftır; bir adım atarsın, sanırsın kuş olup kanat açtın! Eğer Sultanım burada olsaydı, ‘Evliya, buraya bir bedesten, bir de hamam konduralım’ buyururdu.”
Manifesto
Evliya Çelebi serimizi burada noktalarken, aslında hepimize bir mesaj veriyor seyyahımız: “Merak, insanın tek pusulasıdır.” İster 17. yüzyılın çamurlu yollarında at koşturun, ister Ay’ın tozlu yüzeyinde astronot kıyafetiyle yürüyün; mühim olan “görmek”, “anlamak” ve “anlatmaktır.”
Sitemizdeki bu yolculuğumuz boyunca Evliya bize şunu öğretti: Dünya değişir, teknoloji değişir ama insanın hayret etme kabiliyeti asla değişmez.