Seyyah-ı Alem’in Modern Mesaisi: Evliya Çelebi Kapalıçarşı’da!
“Şefaat ya Resulullah!” diyecekken dili sürçüp kendini yollara vuran, elli yılı aşkın süre boyunca at sırtında dünyayı arşınlayan o koca
“Şefaat ya Resulullah!” diyecekken dili sürçüp kendini yollara vuran, elli yılı aşkın süre boyunca at sırtında dünyayı arşınlayan o koca
Geçen yazımızda Kapalıçarşı’nın kalabalığında “imitasyon” çantalar arasında kaybolan Çelebi’yi bu hafta yanımıza alıp sisli başkent Londra’ya uçurduk. Atı Küheylan’ı ahırda
Londra’nın kasvetli ve rutubetli dehlizlerinden sağ salim çıkan Çelebi’yi bu hafta, güneşin ilk doğduğu yere, Tokyo’ya uçurduk. Shinjuku İstasyonu’nun kalabalığına
Japonya’nın disiplinli sokaklarından ayrılıp, okyanusun ötesine, güneşli Kaliforniya’ya ulaştık. Evliya Çelebi, atı Küheylan’ı bir kenara bırakıp otonom bir araca bindiğinde,
Silikon Vadisi’nin çiplerinden ve yapay zekasından yorulan Çelebi’yi, dünyanın en kuzeyine, buzun ve ateşin evlendiği o ıssız adaya, İzlanda’ya uçurduk.
Seyyah-ı Alem, dünyayı dize getirdi, kıtaları aştı ve sonunda “başlangıç noktasına”, İstanbul’un o kadim ama bugün bambaşka bir çehreye bürünen