İstanbul’da Kaybolan 5 Meslek
Şehrin sustuğu yerler, aslında en çok konuşan yerlerdir. İstanbul sadece binalarını değil, seslerini de kaybetti. Bir zamanlar sabahı uyandıran nidalar
Şehrin sustuğu yerler, aslında en çok konuşan yerlerdir. İstanbul sadece binalarını değil, seslerini de kaybetti. Bir zamanlar sabahı uyandıran nidalar
İstanbul’u anlamak için saraylara bakmak yetmez. Asıl İstanbul, kahvehanelerde konuşur. 17. yüzyılda bu şehirde kahve içmek, sadece bir alışkanlık değildi;
MüzeKart’ı aldık, dijital cüzdana attık, “Vira Bismillah” dedik. Peki, bu kartla sadece heykel mi bakacağız? Tabii ki hayır! Gezgin İst
Biliyorsunuz, biz sadece “gezmiyoruz”, gittiğimiz yerin ruhunu, sesini ve o kendine has ritmini de arıyoruz. İşte tam da bu noktada,
Bazen seyahat etmek sadece yeni yerler görmek değil, kendi içine doğru bir yolculuğa çıkmaktır. Ruhumuzu dinlendirmek, tarihin tozlu ama şerefli
“İstanbul artık çok pahalı, adım atsak para!” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, bazen bir kahve bile cüzdanımızda küçük bir hüzne sebep
Bugün Eminönü’ndeyiz ama bu sefer ne balık-ekmek sırasındayız ne de Mısır Çarşısı’nın baharat kokulu kalabalığında. Bugün o devasa, paslı demir
Bugün rotayı ana caddelerden çıkarıp, haritaların bile bazen şaşırdığı o daracık pasajlara ve gizli geçitlere kırıyoruz. Karaköy, yüzyıllardır ticaretin kalbi
Minareler mi? Kubbeler mi? Boğaz’a yaslanan yalılar mı? Yoksa artık aralarından yükselen cam kuleler mi? Bir zamanlar İstanbul’un ufkuna baktığınızda