Londra’nın kasvetli ve rutubetli dehlizlerinden sağ salim çıkan Çelebi’yi bu hafta, güneşin ilk doğduğu yere, Tokyo’ya uçurduk. Shinjuku İstasyonu’nun kalabalığına girdiğinde, bizim seyyah muhtemelen kendini bir kıyamet provasında sanıp tövbe istiğfar getirmeye başladı.
“Bina Değil, Gökten İnen Nurlu Direkler!”
Evliya, Shibuya Kavşağı’na geldiğinde o meşhur mübalağalı üslubuyla şunları not ederdi:
“Aman ya Rabbi! Öyle binalar inşa etmişler ki, her biri Kaf Dağı’ndan yüksek, camları ise elmas gibi parlar. Gece olunca şehir karanlığa gömülmez; aksine her köşe başında bin bir renkli ateşler (neon ışıkları) yanar. Lakin bu ateşler yakmaz, sadece insanı hayretler içinde bırakır.”
Robotlar vs. İnsan Adabı
Evliya için en büyük şok, bir dükkana girdiğinde kendisini karşılayan mekanik “hizmetkarlar” olurdu.
Evliya’nın Notu: “Bu Japon kavmi öyle bir sanat icat etmiş ki, demirden adamlar yapmışlar! ‘Robot’ derler bu mahlukatlar ne yemek yer ne su içer. Seni görünce iki büklüm olup ‘Arigato’ diye inlerler. İnsanoğlu artık kendi gölgesine can vermiş, hayretler içindeyim!”
Gastronomi Şoku: Çiğ Balık Meselesi
Biliyorsun Çelebi bir gurmedir. Ancak sushi ile imtihanı biraz zorlu geçerdi:
“Bunların mutfağı pek gariptir. Balığı ateşe göstermeden, denizden çıktığı gibi dilimleyip önüne koyarlar. Yanına da ‘Wasabi’ isminde yeşil bir macun verirler ki, bir parça alsan beynin burnundan çıkar sanırsın! Lakin çubukla yemek yemek tam bir derviş sabrı ister, iki lokma yiyene kadar insanın canı burnuna gelir.”
Çelebi’nin TikTok Canlı Yayını
Tokyo’nun o meşhur “Harajuku” sokaklarında, pembe saçlı ve çizgi film karakteri gibi giyinmiş gençlerin arasında bir video paylaşırdı:
“Canlar! Japonya’dayız. Burada herkes birbirine saygılı, sokaklarda bir çöp tanesi bile yok. Ama şu maskeli robotlar ve çiğ balık işi beni biraz gerdi. Yine de buranın tertibi ve nizamı hiçbir yerde yok. Az sonra bir samuray kılıcı incelemesi yapacağız, takipte kalın! #TokyoVibes