İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Balat’ın Taşları Neden Hep Islak?

Balat’ta yürüyen herkes aynı şeyi söyler: “Bu taşlar neden hep ıslak?”

Yağmur yağmamıştır. Gökyüzü açıktır. Ama zemin sanki biraz önce yıkanmış gibidir. Bu sorunun cevabı sadece meteorolojide değil, hafızadadır.

Balat, Haliç kıyısında yer alır. Haliç’in suyu sabahları buharlaşır, dar sokaklara siner. Evlerin birbirine yaslanan duvarları güneşi kısar. Taş zemin nemi içine çeker ve kolay kolay bırakmaz.

Coğrafya konuşur. Mimari eşlik eder. Taş susar ama nemi saklar. Fakat mesele bundan ibaret değil.

Balat’ın zemini asfalt değildir; hafızadır. Yüzyıllar boyunca sökülmüş, yeniden döşenmiş taşlardan oluşur. Altındaki toprak hâlâ yaşayan bir topraktır. Su geçirir, su tutar. Modern şehir zeminleri gibi aceleci değildir.

Belki de bu yüzden Balat’ta yürürken insanın adımı yavaşlar.
Islaklık kayganlıktan değil, hatıradan gelir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yahudi, Rum ve Ermeni mahallelerinin iç içe yaşadığı bu semt; yangınlar, göçler ve vedalar gördü. Taş, bütün bunların üzerinde durdu.

Bir şehir yaşadıklarını nereye kaydeder?
Duvarlara mı? Sokaklara mı? Yoksa yürüyenlerin zihnine mi? Balat’ın taşları hep ıslak değil aslında. Ama nemli. Ve nem, unutmanın değil; tutmanın hâlidir.

Belki de biz o ıslaklığı, geçmişin kurumamış yerleri olarak görüyoruz.
Belki de o yüzden Balat’ta yürürken bir semtte değil, bir hikâyenin içinde ilerliyormuşuz gibi hissediyoruz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir