İstanbul’un Naif Kalbi: Bir Günde Kuzguncuk Senfonisi…
Bugün rotamızı öyle bir yere çeviriyoruz ki; orada korna sesleri değil, komşuların birbirine seslenişi duyulur. Renkli evlerin pencerelerinden sarkan sardunyalara […]
Bugün rotamızı öyle bir yere çeviriyoruz ki; orada korna sesleri değil, komşuların birbirine seslenişi duyulur. Renkli evlerin pencerelerinden sarkan sardunyalara […]
Pınar Yoylu/ İstanbul’u gezmek bazen aşk yaşamak gibidir; tutkuludur, heyecan vericidir ama kabul edelim bazen de biraz masraflıdır. Hele ki
Bugün rotamızda İstanbul’un en “instagrammable” ama bir o kadar da derin semtleri var. Balat ve Fener… Daracık yokuşlar, kapı önünde
Bugün Eminönü’ndeyiz ama bu sefer ne balık-ekmek sırasındayız ne de Mısır Çarşısı’nın baharat kokulu kalabalığında. Bugün o devasa, paslı demir
Balat’ta yürüyen herkes aynı şeyi söyler: “Bu taşlar neden hep ıslak?” Yağmur yağmamıştır. Gökyüzü açıktır. Ama zemin sanki biraz önce
Minareler mi? Kubbeler mi? Boğaz’a yaslanan yalılar mı? Yoksa artık aralarından yükselen cam kuleler mi? Bir zamanlar İstanbul’un ufkuna baktığınızda